1 Ocak 2011 Cumartesi

2011 de ilk sabah...

Biliyorum hepsi geride kalacak bir sonraki tecrübeye ertelenmek üzere.
Yatarken ayrı bir seramoni, kalkarken tersi bir süreç, ayağa kalıp birkaç sn uyum sağlamak yerçekimine ve sonra adım atabilmek geleceğe..Hele bir kaç dükkan gezip
eve dönmek istemeyecek kadar gezentiyken, sevgili bebişime doya doya alışveriş yapamamak ( hiç bir zaman yeterli olmadı, belki de gözüm doymadı)...

Bu sabah kalkamadım, uyandım ama bedenime yenik düştüm. Tüm gece "merry christmas" partisi veren oğlum sabah da performansını koruyordu. 

2011'in ilk sabahı sevgili kocacığımın hazırladığı muhteşem kahvaltıya hevesle kalkıp güne bütün bir yıla uyanmışcasına mutlu başlamak ne de güzel bir his. 

Bir taraftan o gereksiz duygusallığımın beni sarmakta olduğunu farkediyordum, hani açıklayamadığınız, sadece akmasına direnemediğiniz gözyaşlarınızın kokusunu almak gibi..Belki de olmamış ama olması mümkün acıların gerçekleşme ihtimalini hissetmek gibiydi.Gereksiz bir gebelik melankolisi.

Sonra teğet geçti gitti o karamsar bulutlar. Gün güzel ilerledi, ta ki  alıngan tarafım birilerince tetiklenip durulduğunda pişmanlığımı emdi ruhum sevgili kocama ulaşan sesimden. Ve şimdi tüm bunları yazarken bile  direnemiyorum gözümün yaşına, yüreğimin titremesine... çünkü sevgilimin mantığında asılı kalmış o pamuk yüreğindeki hüznü kaldıramıyorum. 
Günün geri kalanını değiştire-miyordum - medim, neden saçmalıklarım içimde kalmamıştı sanki??

Velhasıl 2011'in ilk akşamı sabahının ışıltısından nasiplenemedi. 

İşte bu da benim eserim!!!

 Lohusa depresyonu  denen olaydan korkuyorum. Daha ne kadar zarar verebilirim sevdiklerime. Mutsuzluğu kaldıramıyor metabolizmam. Ben "mutlu bir lohusa" olmak istiyorum. Keşke babası kadar etrafına mutluluk ve huzur verebilenlerden olabilsem. Napalım Kuzey babasına emanet diye boşuna demiyorum ben. Lohusa depresyonu konusunda tavsiyeler içeren bir blog bulmalıyım acilen. Çünkü 1 ayımız kaldı.

Not: 34+3 deyiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder